|
Maceranın Pusulasıyla Mavi ve Yeşile Yolculuk |
||
|
-1- Uzun yıllar gerek Türkiye’de ve gerekse Avrupa’da birçok turistik gezi yaptık. Her gezimizden çok güzel anılarla döndük. Yaşamımızda gezi bilgilerini her zaman ve her yerde gezi meraklılarına aktardık. Gezi yazılarında, biz gezerken aktardığımız notlar tamamen okuyucunun iyi bir tatil yapması için gerekli bilgilerin notlarını verdik. Biz aile olarak geziyorduk ama gezi notlarının temelinde okuyana yol göstermek gerçeği bulunuyordu. Bu yazı dizisi de aynı düzlemde olacaktır.
2003 senesi yaz dönemi bir geziye daha çıkıyoruz. Çok değişik bir gezi rotası ve değişik bir tatil anlayışı ile karşınızdayız.
Bugüne kadar genellikle tarihi kentler, müzeler, saraylar ve Avrupa’nın tüm önemli kentlerini dolaşarak sizlere aktardık. Bu yıl yapacağımız gezinin temel unsuru doğa olacak. Doğayı anlatırken Avrupa’da kaldığımız kampinglerin yerleri ve çevre insanları ile diyaloglarımıza yer vereceğiz. Velhasıl bu yazı dizisinde sizlere bol bol ağaç, çiçek, toprak, yeşil, mavi ve betonsuz ortamı anlatacağım. Tadına doyulmaz manzaraların fotoğraflarını sizlerle paylaşacağım. Daha evvelki izlenimlerimden yola çıkarak insanın doğaya mı yoksa sürdüğü araca mı hakim olması gerektiği ikileminde kaldığı zamanları aktaracağım.
Bu yıl gezimiz tabiat ağırlık olduğundan ayrı gezi rotası ile yola çıkıyoruz. Gerçekte Yunanistan’daki İgomenitza’dan İtalya’nın Brindizi kentine gideceğimiz feribot, bu yılkı ücretinin çok yüksek meblağ tutması nedeniyle rotamızı değiştirmemize sebep oldu. İki yıl evvel yaptığımız gezide üç kişi ve araç için gidiş-dönüş ücreti olarak 180 milyon TL ödemiştik. Halbuki bu yıl aynı yol için 475 milyon TL ödemek zorundasınız. Birdenbire feribot fiyatlarının artması, bizleri ayrı rotaya yönlendirdi. Avrupa’dan Türkiye’ye tatile gelen Türkler de herhalde bu yoldan vazgeçeceklerdir. Buna rağmen en kaliteli ve emniyetli transit yolu sayılır. Bu feribot bilgilerine ve yazı dizisinde bulunan diğer bilgilere internet aracılığı ile ulaştığımızı yazmaya gereksinim olmasa gerek.
Yaz ayları gelince inanın içimde bir kıpırtı başlıyor. Bu alışkanlığı uzun yıllardır taşıyordum. Daha sonradan buna ailemi de dahil ettim. Havada uçan leylek görmesem bile yolculuk için mecburi tasarruflar yapma alışkanlığını bırakamıyorum. Üniversitede okurken bile stajlarımı yaz tatilinde çift yapar, o parayı bir dahaki yıla aktararak tatile çıkardım.
Yazın ortasında dağlarda serin bir rüzgar eşliğinde, çamlık alanlarda, gölde çamların sudaki yansımalarını, parlak ve sıcak ışıltılarını izlemeyi dört gözle bekliyorum. O kadar güzel alanlarda özgürlüğün tadını çıkarıyorsunuz ki çevrenizdeki manzaralar hiç de mütevazi olmuyor. Görmediğimiz nefis tabiat, muhteşem görüntüler, dinginlikle soluklanırken tekrar tekrar mutlu olmayı düşünüyorum. Bu yılki gezimize çoktan hazır olduğumu hissediyorum.
Yazımızın başlığından da tahmin edeceğiniz gibi gezi rotamız mavi ve yeşilin ağır bastığı deniz, göl ve orman kenarlarında gerçekleşecek. Bir göl kenarında çam ağaçları altında sırtımızı çimenlere vererek gökyüzünün maviliğini, güneşi hafiften saran bulutların dinginliğini izleyerek dinlenmek istiyoruz. Her şeyden evvel yeryüzünde yaşadığımızı haykırmak istiyoruz. Ağaçların gölgeliğinde kah yatarak kah oturarak hemen hemen bütün gün dağları, denizi ve gölü seyretmenin verdiği hafif uyuşukluk içinde kalmayı istiyorum. Benliğimi her şeyden uzaklaştırmak, mavi gökyüzünün ufak bulutları yuvarlanıp giderken keyif almak istiyorum. Zaman zaman şelalelerin çevresinde su sesini dinleyerek mutlu olmak istiyorum.
Yukarıdaki fotoğraflarda tabiatın bütün güzellik ve temizliklerini görüyorsunuz. Bu yıl Avrupa’da en pahalı kampingler İtalya’da ve bir kişi için gecelik ücret 6,5 Euro. Ağustos ayı, yüksek sezon kabul edildiğinden olsa gerek. İsviçre ise son on yılın en ucuz fiyatları ile tatil mevsimini açtı. İsviçreli yetkililer son birkaç yılda turist sayısının azalmasını dikkate alarak kamping, motel ve pansiyonların fiyatlarını yarıya kadar düşürdüler. Hırvatistan ve Slovenya’da yüksek sezonda bile fiyatlar çok uygun. Bu, kalacak yer bakımından fazla ücret ödemeyeceğiz anlamına geliyor. Bu iki ülkede, yüksek sezonda bir kişi için kamping ücreti 4 veya 5 Euro civarında.
Dağları çok seviyorum. Onlarda uçsuz bucaksız bir derinlik fark ediyorum, yanlarında kendimi özgür hissediyorum. Benim bu özelliğimi ailem de paylaştığından mutluluğum bir kat daha artıyor. Bu bakımdan canım dağların hepsini severim. Hele zirvelerinde bir koşu geçen bulutları, yamaçta sere serpe toprağa yatmayı severim. Dağlar öyle bir hayaldir ki, yaşandığı zaman gerçek olur. Avrupa’daki meşhur dağ geçitlerinin yalçın doruklarını, çam ağaçlarını ve sarı kayaları özlem ile hatırlıyorum. Hele çiçeklerini çok özlüyorum.
Tüm gezilerinizde birçok değişik insan ile karşılaşıyorsunuz ve bu insanlardan etkileniyorsunuz. Yurt dışındaki gezi dönemlerimde insanlar arasındaki paylaşma duygularının çok önemli olduğunu belirtmek isterim. Kampinglerde tanıştığınız kişilere bir demet çiçek veya bir şişe şarap ikramında bulunmanız sizlere dostluğun yolunu açacaktır. Çiçek veya bir kadeh şarap ikramlarınız ileriye dönük çok tutarlı dostluklar kurmanıza vesile olacaktır. Aklınızda kalması için birkaç demet Alp Dağı çiçek fotoğraflarını buraya koymak istiyorum.
Artık yavaş yavaş üzerimizdeki ağırlığı atıp yurt dışına açılma özlemimizi gerçekleştirmeliyiz. Gezi boyunca günlük olarak masrafları not tutuyoruz. Hep böyle yaparız. Her seferinde de, bizim yaptığımız gezinin Türkiye’de daha pahalıya geldiğini gördük. Bu bakımdan gönül rahatlığıyla yurt dışına çıkabiliyoruz. Ve tabi her zaman olduğu gibi size de öneriyoruz.
Yurt dışına çıkmak için bir takım yükümlülükleri yerine getirmek zorundasınız. Her şeyden evvel pasaportunuzu çıkartarak Schengen vizesi için bir konsolosluğa başvurmalısınız. Daha evvelki yazı dizisinde pasaport çıkartırken hangi işlemlerin yapıldığı yazmadığımdan bu konuda bir çok e-mail aldım. Bu bakımdan prosedürü yazmak istiyorum;
Schengen vizemi Yunanistan’ın İstanbul Konsolosluğundan aldım. Konsolostaki insanlar çok kibar ve nazikler. Ellerinden gelen kolaylığı gösteriyorlar. İnsanı diğer konsolosluklarda olduğu gibi zora koşturmuyorlar. Velhasıl konsolosluk mensuplarını kültürlü ve insanın değerini bilen kişiler olarak gördüm. Konsolosluktan ilk önce vize için “vize başvuru” matbu belgesi veriyorlar. Bu belgede Yunanistan’a giriş ve çıkış tarihleri, gezi maksadı gibi birçok önemli bilgi alıyorlar. Bu belgeye bir fotoğraf yapıştırıyorsunuz ve vize ücret miktarı ile birlikte belgenizi konsolosluk mensubuna teslim ediyorsunuz. Bir hafta sonra pasaportunuzu vize yapılmış olarak alıyorsunuz. Yalnız, konsolosluk girişinin sağ tarafında duvarda konsolosluk tarafından istenen diğer dokümanların gereğini de yerine getirmeniz gerekmektedir. Öğrenci olduğunuza dair belge, iş yerinizin ruhsatı veya banka hesaplarınız gibi bazı belgeler gerektiğinde istenmektedir. Bu işlemler yapılırken sizlere tüm kolaylıklar gösteriliyor.
İpucu : Yurt dışına çıkacak olanlar için çok önemli bir konuyu vurgulamak istiyorum. Yurt dışına çıkışta ilk kez hangi ülkeye giriş yapacaksanız o ülkenin konsolosluğundan Schengen vizesi almanızı sağlık veririm. Eğer Yunanistan Konsolosluğundan Schengen vizesi alarak uçak ile Almanya veya diğer bir başka ülkeye giriş yaparsanız ikinci kez çıkış yaptığınızda vize almanız mümkün olmayacaktır. Hangi ülkeden Schengen vizesi alırsanız ilk çıkışınız bu ülkeden olmalıdır. Bu tarz çıkış yapanlara Schengen ülkeleri iyi gözle bakmamaktadır. Bu yazdıklarımın benim gibi sıradan Türk vatandaşları için olduğunu da belirtmek isterim. Eğer cüzdanınız çok yüklü ise bu sakıncalar göz ardı edilebiliyor. Ama yine de sorun olabilir.
Gezimizin maliyetini çıkarmaya başlayalım; Yunanistan Konsolosluğuna üç kişi için ödediğimiz ücret 194.400.000 TL. Gezi masraflarını gezi sonunda Avrupa parası olarak dökümünü çıkaracağımızdan bugünden Euro olarak hesaplamaya başlayabiliriz. 25 Temmuz 2003 de Türk Liramızı 1 Euro = 1.600.000 TL olarak değiştirdik. Dolayısıyla Yunanistan Konsolosluğuna vize için aşağı yukarı 121 Euro ödedik.
Yurt dışı çıkış için ikinci zorunluluk; kişi başına 70 milyon TL bandrol ücreti ödemek. Havaalanlarından çıkış yaptığınızda seyahat izni için çıkış bandrolü verilmektedir. Herhangi bir bankadan ücreti ödenmek kaydıyla yurt dışı çıkışı için dekont verilmektedir. İki yıl evvel, yurt dışına çıkış için bandrol uygulaması yapılacağını basından öğrenmiştim. Bu haber üzerine Sayın Cumhurbaşkanımızın yasayı imzalamaması için yüksek makama e-mail ile dilekçe yazarak, “halkın keriz yerine konulmaması için ricada” bulunmuştum. Fakat bu yasa çıktı. Bugüne kadar da yasa gerekçelerini öğrenemedim. Ben şahsen “keriz” olmaya devam ediyorum. Samimiyetle yazıyorum ki, hiçbir emek ve hizmet karşılığı olmadan kişi başına alınan 70 milyon Türk Lirasını mantıklı olarak kabul edemiyorum. Üç kişi için yurt dışı çıkış bandrolüne 210 milyon TL ödedik. Yani 131 Euro yapıyor.
Aracımızın yurt dışına çıkabilmesi için diğer mecburi masraflara gelelim. Her şeyden evvel yurt dışında araç kullanacağınızdan Türk Turing Kulübü tarafından verilen Beynelmilel ehliyeti yaptırıyorsunuz. Ehliyet için iki resim gereklidir. Ayrıca ehliyetin hazırlanması için 92 milyon TL ücret alıyorlar. İki sene evvel bu ücret on milyon lira idi. Eğer ilk defa ehliyet alacaksanız yandınız demektir. Bu sefer ehliyet ücreti 184 milyon TL oluyor. Bu işlemlerin tamamlanması için üç veya dört dakika zaman harcanıyor. Takriben 58 Euro tutuyor. Daha işimiz bitmedi; otomobiller yabancı ülkelere giriş yaptığında, aracın giriş ve çıkışı gümrük geçiş karneleri ile kontrol edilmektedir. Bu triptik karnesidir. Aracın triptik karnesini almak için de iki ay için 64 milyon TL ödüyorsunuz. Bunun yanında 5 milyonluk pul parası alıyorlar. Pul filan vermiyorlar. Bu da toplam 43 Euro yapmaktadır. Sonra aracın yurt dışı sigortası için evraklar hazırlanmaktadır. Bu işlemler içinde iki aylık süre için 147 Euro ödemektesiniz. Bu sigorta yurt dışında kaza yaptığınızda karşı tarafın aracına ödenecek sigortadır. Sizin araçta darbe varsa siz kendiniz bu parayı ödemek zorundasınız. Titiz bir kişiyseniz hangi ülkeye girerseniz o ülkede aracınızı kazaya karşı sigorta yaptırabilirsiniz. Türk Turing Kulübüne giderken, vergi numaranızı almayı sakın unutmayın.
Gördüğünüz gibi yurt dışına çıkmak istediğinizde ananızdan emdiğiniz süt burnunuzdan gelmektedir. Türk Turing Kulübü'nün aldığı bu yüksek ücretlere akıl erdiremediğimi söyleyebilirim. Avrupa Birliğine girdiğimizde bu masraflar olmayacak. Bizler de hiçbir zaman Avrupa Birliğine giremeyeceğimize göre bu eziyet devam edecek demektir.
Daha yurt dışına çıkmadan 500 Euro ödemek zorunda kaldık. Gezi öncesi yaptığımız diğer önemli masrafları da veriyorum. Yolda ve kalacağımız kampinglerde elimizin altında olması gereken hazır yiyecekleri ülkemizden satın aldık. Bu işi her gezimizde yapıyoruz. Bagajımızda hazır bulunanlardan aklıma gelenleri not ediyorum. Bu yiyeceklerin en az kırk gün yeteceğini ümit ediyorum. Bilhassa hazır çorbalar, ton balığı konservesi, turşu, karper peyniri ve yaprak dolma hazır halde olup makarna, pirinç, salça, zeytinyağı ve margarin ya bagajda ya da buzdolabımızda bulunuyor. Bu gezinin yiyecek masrafları için ilk etapta 79 Euro ’luk bir harcama yaptık.
Bu arada aracımızın önemli gördüğüm çalışan aksamlarını gözden geçirdim. Bilhassa amortisörleri dikkatle kontrol ettim. Lastikler yeni olduğundan aracın yol tutmasından bir korkum ve endişem yok ama her şeye rağmen aracım on iki yıllık olduğu için yanıma bir adet benzin otomatiği ile termostat yedeği aldım. İpsala’ya yakın bir benzin istasyonunda aracın motor yağını, motor yağı filtresini ve hava filtrelerini değiştirme işlemlerini yaptıracağım. Bu arada bujileri de değiştirmekte yarar gördüm.
Artık, aracımız ile sorunsuz yola çıkabiliriz. 28 Temmuz 2003 saat 11:30.
<<< Yeniliklerden haberdar olmak için
|
© 2003
www.1de1.com