|
Maceranın Pusulasıyla Mavi ve Yeşile Yolculuk |
||
|
-3-
İpsala hudut kapısından Selanik’e kadar olan 355 km 'lik yolu çok rahat kat ettik. Yol boyunca Mustafa Sandal’ın “Aşka yürek gerek” ile Tarkan Tevetoğlu’nun “Dudu” kasetlerini tekrar tekrar dinledik. Bu iki kaset arasında yapılan oylamayı, oy çokluğu ile Mustafa Sandal kazandı.
Sabaha karşı, hava aydınlanmaya yakınken E90 yolu üzerinde Selanik yakınlarında Kavalari’ de birkaç saat araç içinde uyuduk. Uyandıktan sonra piknik tüpümüzde çayımızı hazırladık. Böylece ilk defa kahvaltımızı dış ortamda hazırlayıp yiyerek kamping yaşamına adım atmış olduk.
Selanik kentini dış yoldan çevreleyerek, kentin dışında başlayan otobana tekrar girdik. Kısa bir zaman sonra otobandan ayrılarak Gianitsa 'ya dönüş yapan yola saptık. Tam köşedeki benzin istasyonundan benzin almayı ihmal etmedik. Yunanistan'da LPG kullanımı az olduğundan LPG rezervimizi korumak için aracımızın benzin ile çalışması daha iyi olacaktı. Depoyu tam olarak doldurttum.
Gianitsa ve Loudias nehri
Gianitsa kenti gayet sakin insanların bulunduğu izlenimi veren, yeşil ve mavi renk tonlarının hakim olduğu bir yer. Kentin ana caddesinden kentler arası yol geçiyor. Kent, sırtını vadiye dayamış. Evler ve apartmanları bitişik nizamda değil. Kent içini ise bu yargıdan uzak tutmak gerekiyor. Hava bugün de çok sıcak. Yolumuza motorumuzun homurtusu ile devam ediyoruz. Yol tamamen düz, motorun homurtusu sıcağa karşı isyandan kaynaklanıyor.
Edessa Şelalesi
Edessa, yolumuz üzerindeki çok şirin bir kent. Bol ağaçlı kentin dış görünüşü, sayfiye kenti havası veriyor. Daha kente girer girmez tabelalarla kent merkezindeki şelaleyi ziyaret etmemiz öneriliyor. Şelaleye gitmek için yol sormaya gerek yok. Her elli adımda bir şelaleye giden yolu gösteren bir tabela var. Kent, düzenli yol ayrımları ve binaları ile sakin bir şehir görünümünde. Kent içinde dolaşan pek fazla insan görmedik. Her taraf ağaçlar ile dolu. Kentin içinde nereye giderseniz gidin, muhakkak gölgelik alanlardan geçeceksiniz. Şelale, kentin tam merkezinde. Bu alan, geniş yapraklı ağaçların bol olduğu bir park alanı. Park alanı içinde güneşi görmeniz mümkün değil. Şelalede ve çevresinde pek çok fotoğraf karesi aldım. Şelalenin suyu geniş bir ovaya hayat veriyor. Ova, yemyeşil tarım alanı ve meyve ağaçları ile bereket saçıyor. Şelalenin suyu boşuna akmıyor. Parkın bahçe düzenlemesinin kalitesinden de büyük zevk alarak oturduk. Parkın bir köşesinde ufak bir kilise bulunuyor. Parkta bedenine huzur ve rahatlık bulanlar, kilisede ruhlarını tazeliyorlar. Kilise ile parkın uyumunu dikkat çekici buldum. Edessa ’da, tarihi seramiklerin sergilendiği müze sakin kente canlılık veriyor. Burada, sanat eseri çok değerli seramik çalışmaları hakkında bilgiler alabilirsiniz. Makedon medeniyetinin kalıntıları da kent dışında bulunuyor. Pella harabeleri Gianitsa’ ya 10 km uzaklıkta.
Makedon ve Yunan medeniyetleri harmonisinden müze ve eski medeniyet kalıntıları
Yunanistan ’da bütün yollar çok kaliteli. En ufak yol bozukluğuna şahit olamazsınız. Bu yolların yapımı için Avrupa Birliği, Yunan hükümetine çok büyük paralar ödemektedir. Otobanların yapımında, Yunanistan dışındaki yabancı ülkelerin firmalarına da hak veriliyor. Herhangi bir kötü niyeti önlemek için Avrupa Birliği gizlice böyle bir uygulama yapıyor. Yıllarca süren 300 km 'lik Selanik - Atina otobanı halen bitirilememiş. Otobanı yapan yüklenici firma Yunan kökenli. Avrupa Birliği bu işin çözümü için otoban yolunu parça parça ihaleye çıkarmış.
Florina’dan eski kent görüntüsü
Edessa ’dan Florina’ya yolumuza devam ediyoruz. Ağustos ayında Avrupa ’da gezi yapmanın zorluğunu biliyorum. Bu ay, en sıcak ve yağışsız günlerin yaşandığı bir ay. Kavurucu sıcağa rağmen Florina ’ya varıyoruz. Yunanistan’ın kuzeyine gittikçe ovalardan dağlara tırmanmaya başlanır. Zaten yeşillik olan çevre biraz daha fazla yeşillikle şenleniyor. Havada bulut arıyorum, ne gezer. Florina, Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan kentlerin benzeridir. İnsanları ile diyaloğumuz olmadığından bu konuda bir şey yazamıyorum. Halbuki, insanlar arasına girerek konuşmayı severim. Yabancı insanlar ile diyalog kurarak onların iç alemini tanımak bambaşka bir duygudur.
Florina’dan Yunanistan’ın kuzeydeki hudut kapısı Niki 'ye kadar yolumuza devam ettik. Florina ile hudut kapısı arasındaki uzaklık 17 km. Bu kapıdaki polis ve gümrükçülerin hepsi dalgacı. Neden dalga geçtiklerini hudutta yarım saat otursaydım anlardım. Gerçi çok şeyi genç yaşımızda anladık da ne oldu? Aracımız hudut kapısında bekliyor, kapılar da açık. Hiçbir sorumlu yanımıza gelmiyor. Ne yapacağım? Yardımcı olacak birini aramaya koyuldum. Burası dingonun ahırı değil ki basıp gidesin! Ortamda derin bir sessizlik var. Binanın içine giderek bir takım görevlileri rahatsız ettim ve evrak işlemlerini tamamladım. Son çıkış için gümrükçünün “tamam” 'ını uzun zaman beklemek zorunda kaldım.
Makedonya hudut kapısına bir kilometre sonra varıyorsunuz. Makedon polisleri derhal sizinle ilgileniyorlar. Hudut girişinde tek tük otomobil var. Pasaport kontrol ve kayıt sırasını aldığımızda önümüzdeki vatandaşın çok miktarda sigara ve içki takdim merasimi ilgimi çekti. Konuştukları dil beynelmileldi ve ben de anlıyordum. Önümde sırasını tamamlayan araç sahibi gümrük memuruna giderken pasaport kontrolü yapan polis gümrükçüye her şeyin yolunda gittiğini bağırdı. Bu arada gümrükçüye de iş çıkmamış oldu. Pasaport kontrol polisinin verdiği sinyal ile diğer gümrükçü ve görevliler gülüştüler. Demek ki gelen avantalar bir havuzda toplanıyordu. Çok akıllı adamlar. Bu sistemi kimden öğrendiler acaba?
Sıra bize geldiğinde pasaport kontrol polisi gayet yavaş çalışmaya başladı. Pasaportlarımızın her sayfasıyla ayrı ayrı ilgilendi. Böyle işini seven memurlara hayran kalırım. Adam vazifesini eksiksiz ve sık dokuyarak yapıyor. Keşke tüm memurlar böyle vazifelerine sadık olsalar!? Pasaport kontrol polisi titiz çalışmasından sonra gümrük memurunun yanına gittik. Hanım ve kızım araç içinde oturuyordu. Onlar araç içinden işlemleri takip ediyorlar. Bizim kızın ahlakı bozulmasın diye arada kalmaya dikkat ediyorum. Boşuna kendimi zorlamışım. Yeni kuşak çok akıllı, hemen olayı kavrıyor, gözlerimin içine bakarak gülüyor. Gümrük memuru aracın arka bagajını açtırdı. Birkaç çanta yere indirtti. Eliyle LPG tüpünün altını yokladı. İyice kontrol ettikten sonra üstteki jet bagajın açılmasını istedi. Bagajda çadır torbası, uyku tulumu, portatif sandalye ve masa görünce “tamam” dedi.
Makedonya toprağına girer girmez yüzlerce çingenenin çadırlarda sefalet içinde yaşadığına şahit olduk. Bu konu yıllar evvel Dünya basınına manşet olmuştu ve o zamandan bu zamana bu konunun çözülmemiş olduğunu gördük. Makedon ve Yunan hükümetlerinin kabul etmediği bu insanlar ara bölgede sefalet içinde yaşamlarını devam ettiriyorlar.
Makedonya hakkında birkaç önemli olacak bilgi vermek istiyorum. Başkenti Üsküp’tür. Toplam nüfusu 2.2 milyon kadardır. İnsanları Makedonca, Arnavutça, Türkçe ve Sırpça konuşmaktadır. Makedon nüfusunun %20 sini Arnavutlar oluşturmaktadır. Dinsel açıdan daha ziyade Rus Ortadoksluğu yaygındır. Ülkenin batı kesimleri İslam kökenlidir. Makedonya’da az sayıda Romen Katolikleri vardır. Camiler ve kiliseler ibadete açık olup dinsel hoşgörü yaygındır. Sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomi sistemine geçmek için Dünya Bankası yardımda bulunmaktadır. Enerji ana kaynağı petrolleri olmadığından dışa bağımlıdırlar.
<<< Yeniliklerden haberdar olmak için
|
© 2003
www.1de1.com