|
Maceranın Pusulasıyla Mavi ve Yeşile Yolculuk |
||
|
-5-
Ohrid’den ayrılma zamanı geldi. Kent ve çevresi hakkında olumlu görüşlerle yola koyulduk. Ohrid’e gelene kadar yolar çok kötüydü ama Ohrid’den sonra yolun asfalt kalitesi arttı. Temiz ve farklı bir yolda ilerliyoruz.
Ohrid’den Kiçevo’ya kadar 70 km 'lik yol sonunda bir LPG satış istasyonu gördük. Ne sevindim bilemezsiniz. Kiçevo’dan sonra çok güzel dağ çıkışı vardır. Aklımı yeşillikler ile bozduğumdan dağ çıkış ve inişlerinden büyük zevk alıyorum. Elimde doküman olsaydı, çok beğendiğim dağların isimlerini de yazmak isterdim. Ancak bir ikisini öğrenebildim.
Gostivar kent görüntüleri
Bu dağ aşıldıktan sonra Gostivar'a geliyoruz. Gostivar’da durmuyoruz. Görebildiğimiz kadarıyla kendi hallerinde insanlar. Bu yol boyunca da benzer köy evleri inşa halindedir. İnşaat sektörü iyi iş yapmaktadır. Genelde çok büyük sosyal apartmanlar çoğunluktadır. Blok apartmanların çevresi geniş yapraklı ağaçların olduğu park alanları ile çevrilidir.
Gostivar’ı geçtikten sonra benzin istasyonu kafeteryasına girdik. Hava yine sıcak, soğuk bir şeyler içmenin zamanı. Kafeteryanın içine girer girmez Türk müziğinin kıvrak nağmeleri ile karşılaştık. Siparişimizi Türkçe olarak verdik. Ben hep expresso tercih ederim, hanım ve kızım ise kolayı tercih ettiler. Kafede bulunan garsondan Prizren - Tetova kısa yolu hakkında bilgi almak istedim. Tetova’dan Prizren’e dağlık bölgeden kısa bir yol bulunmaktadır. Garson, “Bu yolu tercih etmememizi, o bölgede genel olarak Sırpların yaşadığını” söyleyerek "güvenli yol olarak Üsküp yolunu tercih etmemizi” söyledi. Biraz dinlenme ve sohbetten sonra ayrılık zamanı geldi. Kafede expresso, iki kola ve bisküvi için 130 Dinar ödedik.
Ohrid’den sonra yol boyunca her köyde birer cami gördük. Köylerin içinde ve çevresinde köknar ağaçları çoğunluktaydı.
Üsküp Kenti ve Türk Pazarı
Mustafa Paşa Camii ve Markov Manastırı
Üsküp’de gece
Üsküp üzerinden gitmeye karar verince Gostivar’dan mecburen otobana girdik. Otoban giriş ve çıkışında 20 şer Dinar ödüyorsunuz. Otobanın bölünen iki yerinde daha 30 ar Dinar ödüyorsunuz. Bölünen otoban, çıkışlarından başka kentlere bağlantı olduğundan parça parça otoban parası ödemektesiniz. Böylece 92 km 'lik yol için 100 Dinar ödedik. Otoban da çok güzeldi. Yol güzelliklerini sık sık yazıyorum ama yine de aşağılık duygularına kapılmıyorum. Bizim ülkede hortumcular ve ihale soygunları olmasaydı bizim yollarımız daha iyi olurdu.
Üsküp'ten 15 veya 20 km sonra Kosova sınır kapısına geldik. Kosova gümrüğünde Turing Kulübü'nün verdiği kaza sigortası kartının bir işe yaramadığına şahit olduk. Halbuki Turing Kulübü, araç sigorta kartının İran, Kıbrıs ve Türkiye hariç her ülkede geçtiğini yazılı beyan ediyordu. KFOR denetiminde bulunan hudut kapısında, Kosova’da aracımız kaza yaptığında karşı tarafın zararını ödeme garantisi veren belge için 25 Euro’luk ödeme yaptık. Karşılığında belge düzenleyerek teslim ettiler. Hudut giriş kapısı çok ilkel. Huduttaki işlemler tamamen yabancılar tarafından yapılmaktadır. Giriş ve çıkışında herhangi bir sorun yaşamadık.
Kosova, Cumhuriyet olma yolunda ülkedeki karışıklıkları alt etmeye çalışıyor. Belediye yönetimleri başında Birleşmiş Milletler'in tayin ettiği kişiler bulunuyor. Yugoslavya'dan ayrılan ülkeler arasında en zayıf olanı. Para birimi bile yok. Alışverişler Euro ile yapılıyor.
Hedefimiz, gece kalmak üzere Prizren. Ama huduttan çıktıktan sonra Prizren’e nasıl gideceğimize dair bir tabela bulunmuyor. Hudut kapısında yolumuzu sorarak yola devam ettik. Bilinmeyene gitmek ne kadar zor. Elimizdeki haritada hiçbir kent ve kasabanın ismine rastlamıyoruz. Kaçanik kentine gelirken zorlu dağ yollarına 1090 metre yükseltili “Lvaja “ dağını aşıyorsunuz.
Kaçanik Kenti
Kaçanik’ten sonra yolda gayet temkinli gidiyoruz. Birkaç on km sonra bir benzin istasyonuna girerek tekrardan yol sorduk. Orada benzin almakta olan minibüs sürücüsü, “kendisini takip etmemizi, Prizren yoluna gittiğini “ söyledi. Adam minibüsü ile o kadar yavaş gidiyor ki bildiğiniz gibi değil! Sonradan yavaş gitme sebebinin trafik cezasından dolayı olduğunu anlıyoruz. Yollarda bir tek trafik işareti yok. Fakat hız kurallarını insanlar ceza yiye yiye öğrenmişler. Takip ettiğimiz minibüs sürücüsü, haritamıza göre tahminen Priştina’ya 30 km kala Prizren’e giden çatal yolu gösterdi. Minibüs sürücüsüne teşekkür ederek ayrıldık.
Yol boyunca, UN (Birleşmiş Milletler ) ve KFOR (Kosova Askerleri Yabancılar Birliği) 'a ait minibüs, tank veya kamyon araçları trafikte çoğunluktaydı. Bu iki topluluk Kosova’nın yönetimini elinde bulundurmaktadır. Burada yaşayan Sırp, Arnavut ve Türklerin aralarında çıkması muhtemel çatışmaları önlüyorlar. Devamlı araçları ile gezerek halka gözdağı vermekteler. Kaçanik’ten geçerken insanlarını çok yakından gördüm. Herkes birbiri ile haşır neşirdi. Gergin yüzlere pek rastlamadım. Şehir içi yollarda seyyar satıcılar asfaltlara kadar taşmış olarak satış yapıyorlar. Düzensizliğin düzeni böyle oluyor herhalde. Kaçanik kent içi yolu kentler arası yolun devamıdır. Kentler arası yol aldığınızda muhakkak kent içinden geçmek zorundasınız. Kent içi yolda aracı kenara çekerek kilogramı 0.75 Euro’dan muz aldık. Muz çok güzeldi. Biraz ilerdeki muz satıcısından muz almak istediğimizde muzun fiyatı 2 Euro’ya çıkmıştı. Eşim, geri dönerek ilk satıcıdan tekrar muz almamızı istedi.
Kosova hudut kapısından Prizren yol ayrımına kadar yol berbattı. Prizren yoluna döndükten sonra fevkalade düz ve temiz bir yol Stimlje'ye kadar devam etti. Stimlje kenti içinden Prizren gidiş yolunu çok zor bulduk. Stimlje çıkışından sonra tekrar berbat yollara girdik. Bol virajlı çıkışlı yollara aracı vurduk. Araç geçişleri çok tehlikeli. Tabiatın güzelliğinden dolayı sıkıcı yolun kahrını çektim. Kosova’da bir sürü Genel Vali ne iş yapar merak ediyorum. Kosova’nın her yeri dökülüyor. Sanki bu ülkeyi daha evvel görmüş gibiyim.
Prizren
Dubrovnik’e gitmek için en ideal yol Prizren üzerinden geçmektir. Prizren’e gelince kalacak yer sorununu ilk önce hallettik. Kişi başı 10 Euro’dan Prizren Motel uygundu. Araç ve eşyaları otelde bırakarak kenti gezmeye gittik. Bu otel savaştan önce devlet tarafından işletiliyormuş. Şu anda bir kişiye işletmesi verilmesine rağmen, otelin muslukları bozuk, oda elektrik sisteminde de yanmayacak kadar kaliteden taviz vermişler. Ne yapalım, gezide bulunanlar yaşam kalitelerinden taviz vermek zorundadır.
Kent içindeki tüm kiliseler KFOR askerleri tarafından korunma altına alınmıştır. UN ve KFOR askerleri devamlı olarak kent içinde devriye geziyorlar. Kentte görüştüğümüz kişiler kendilerini önce Türk olarak görüyorlar. Genelde Türkçe ve Arnavutça konuşulduğunu söyleyebilirim. Arnavutlar ile Türk kökenli insanlar aşağı yukarı eşit sayıdadır. Bu insanlar Müslüman olduklarından kent içindeki Katolik ve Ortodokslara düşmanca yaklaşıyorlar. İnsan cahil olursa böyle olur.
Taş Köprü ve Sinan Paşa Camii
Aşağıda anlatacağım olay ayrı bir yazı konusu olabilir. Bu anlatıda Nato’nun bir ülkeyi nasıl darmadağın ettiğini görebilirsiniz. Yugoslavya iç savaşından on yıl geçmesine rağmen, parçalanan Yugoslavya'dan doğan ülkelerde taşlar hala yerine oturmamıştır. Kaos hala devam etmektedir. Bu, bilhassa Kosova’da daha güçlü hissedilmektedir. Yugoslavya'nın durumunu gördükten sonra Amerika’nın Irak’ta başını dertten nasıl kurtaracağını merak ediyorum.
Kentin merkezinde dört fıskiyeli, devamlı su akan bir çeşme vardır. Buraya Şadırvan adını takmışlardır. Şadırvanda bulunan dört musluktan su içerek evlenme niyetinde bulunduğunuzda dileklerin kabul olduğunu söylediler. Demek ki Müslüman topluluklardan hurafeyi söküp atmak kolay olmayacak. Şadırvan meydanının üst tarafında Katolik kilisesi vardır ancak kullanılmamaktadır. Katolikler bu kentten kaçmışlar. Hatta birkaç Katolik evleri yakılmış durumdadır. Yakılan ev sahipleri kente geri dönmüyorlarmış. Satılığa çıkardıklarına dair eşrafa haber iletmişler. Kentte Katolik dinsel görüşlü kişiler çok azdır. Türkler ile Katolik kişiler arasındaki sürtüşmeyi KFOR önlemektedir. Katolikler Rus Ortodoksları ile Müslümanlar arasında sıkışıp kalmışlardır. Kentin dağ yamacındaki Slav Ortodoks kilisesi de koruma altındadır. Camilerden perde perde yükselen ezan seslerini duyabilirsiniz. Bistrica deresi kentin ortasından akmaktadır. Her iki yaka bağlantıları köprüler ile gerçekleştirilmektedir. Eski yapım bir taş köprü de vardır.
Biz oradayken nehirden çok az su akmaktaydı. Kışın çok gür akıyormuş. Nehir kenarında, Luga Medresesi Müzesi bulunuyor. Eski paşaların ve ağaların eşyaları burada teşhir edilmektedir. Eski yazma tarih kitapları da bu müzede koruma altındadır. Özel izin ile kitaplar tetkik edilebilmektedir. Kent içinde trafik kuralları yoktur. Bu düzeni sağlaması gereken valiler nedense başka işlerle uğraşmaktadır. Kent içi yollar tamamen çukurlu Arnavut kaldırımıdır. Trafik; traktör, bisiklet, motosiklet, otolar dolayısıyla kaos içindedir. Aracınız ile yol almanız çok zordur. Yolda yürüyen insanlar da bir alemdir. Kimin ne zaman ne yapacağını kestirmeniz mümkün değildir.
<<< Yeniliklerden haberdar olmak için
|
© 2003
www.1de1.com