|
Maceranın Pusulasıyla Mavi ve Yeşile Yolculuk |
||
|
-7-
Mulicija’dan sonra çimento kullanılmadan, insan gücü ile yapılan elli adedin üstünde tünelden geçtik. Genç Alp Dağlarının altından geçen tünelleri yapmak pek öyle kolay olmasa gerek. Kim bilir, büyük ihtimalle yıllarca süren bir çalışmanın ürünüdür. Uzun, manzaralı yollardan geçerken birçok köyde tertemiz badanalı camiler görüyoruz. Karadağ bölgesindeki insanların hoşgörüsüne hayran kaldık. Köyler ve kasabalarda kiliseler de var. İbadet özgürlüklerini kullanıyorlar. Sırp milliyetçiliği ne olursa olsun insanları kamplara bölememiş.
Durmitor bölgesi milli parkından görüntüler
Karadağ bölgesi bambaşka bir ülkedir. Tepeler tamamen çam ağaçları ile ve yola yakın yerler de köknar ve ardıç ağaçları ile dolu. Bazen çam ormanlarının kenarlarından başlayarak yol kenarını çimenli alanlar kaplıyor. Ormanlardaki yoğun ağaçlardan dolayı hava devamlı nemli. Yüksek dağlar kışın kar tutacağından kış sporu için teleferik hatları bulunuyor.
Durmitor Dağ Geçidi ve Bogicevica Dağı
Kış sporları için Ivangrad, Mojkovaac ve Moraca bulunmaz yerlerdir. Çok yüksek dağlardan zaman zaman gökyüzünü görmekte zorluk çekebilirsiniz. 2.575 metre yükseklikteki dağa ilerlerken büyük heyecan duyarak zevk alacaksınız Mojkovac Podgorica arasında 2.358 metre yükseklikteki Bogicevica dağının eteklerinden geçiyorsunuz. Çok dar ve zorlu bir yol olmasına rağmen heyecanla yol alıyorsunuz. Moraca dağ geçidi, yükseltisi olmayan türde enine geçiş vermektedir.
Moraca Dağ Geçidi ve Durmitov Milli Parkı
Durmitov milli parkından Moraca dağ geçidinden inerken önümdeki tırı takip ederek yol aldım. Hava da kararmaya başlamıştı. Bu yolda bazen iki tır karşılaştıklarında, muhakkak biri aracını iyice kenara yaklaştırarak bekliyor. Yoksa geçiş yapan diğer tırın dorsesi dağ kayalıklarına çarpabilir. Dağı tamamen dik olarak yarıp araçların geçiş emniyetini sağlamak istemişler. Dağ geçidinden inerken, karşı yönden gelen bir tırın arkasında tam üç km 'lik kuyruk vardı. Geldiğimiz yolu düşünerek, çıkış yapan sürücülere acıdım. Hele buralarda kar olduğu zamanki durumu düşünmek bile istemiyorum. Dağların temiz havası yine de her şeye değerdi.
Önümdeki tırı mecburen takip ederek Podgorica’ ya kadar geldik. Hava karardığında dağ geçidinde de yağmur başlamıştı ve yağmur Podgorica ’ya kadar devam etti. Artık akşam olmuştu. Zorlu sürüşler bitmişti. Günün sonunda çok yorgun düşmüştüm.
Podgorica Kenti
Akşam saat 21:30 'da Podgorica merkezine girmeden transit yolu takip ederek benzin istasyonu aradım. Tam kent çıkışında Niksiç’e giden yol ayrımında birkaç aracın daha dinlenme yaptığı benzin istasyonuna girdik.
Hanım akşam yemeği için pratik olarak bir şeyler hazırladı. Yağmur devam ediyor. Aracın içinde akşam için bir şeyler yiyerek uykuya daldık.
Niksiç’ten görüntüler
Sinir bozucu ve yorucu bu yolculuktan sonra uyudum ama sabah kalktığımda, geçen günün sıkıntıları çıkmaya başladı. Uyandıktan sonra belimin müthiş ağrıdığını anladım. Hanım, kahvaltımızı yaptıktan sonra Karadağ ormanlarından aldığımız tertemiz suyu bir bardağa koydu, ben de bir ağrı kesici içtim. Gezi konusunda tecrübeli olduğu için ilaç kutusunu taşımak da onun görevi.
Sabah oldu ama yağmur daha hala sesli olarak aracın üstüne vuruyor. 5:30 'da Niksiç’e doğru hareket ettik. Havanın aydınlanmasına yakın açık benzin istasyonuna uğradık.
Trebinje’ ye az bir kilometre kaldığını tahmin ediyoruz. Kentlerin uzaklıkları ile ilgili yol boyunca hiçbir bilgi göremiyoruz. Bu insanlar ülkelerine turist gelebileceğini düşünmemişler galiba.
Trebinje, Bosnak- hersek hudutları dahilinde yerini almaktadır.
Yol alırken önümüze aniden Sırbistan-Karadağ hudut çıkış kapısı çıktı. Pasaport kontrolü yaptırarak yine yola devam ettik. Yakında Hırvatistan’a girecektik. Haritadan çok az mesafe kaldığını görüyorduk.
İllio’ya geldiğimizde bu kez karşımıza çıkan hudut kapısı ile iyice aptallaştık. Zira, Hırvatistan’a değil de Bosna-Hersek hudut giriş kapısına geldik. Pasaport kontrolü gayet hoş sohbet geçti. Vallahi pasaportlara giriş çıkış damgası vurup vurmadıklarına bakmıyorum bile. İki gün içinde hangi ülkelerden giriş-çıkış yaptığımızı sırasıyla not almasaydım konuyu anlatmakta zorlanabilirdim.
Sabah saat 8:30 civarında Bosna-Hersek Cumhuriyetine girişten sonra muazzam bir baraj gölü etrafında yol aldık. Sık sık tünellerden geçerek Lastva gölüne geldik. Tünelden çıktığımızda tabiatın gölün suları üzerindeki yansıması inanılacak bir manzara değildi. Dağların, evlerin ve ağaçların göle yansımasını uzun uzun seyrettim. İnanın, hayatımda bu kadar çok deklanşöre bastığımı hatırlamıyorum. Gezmeyi sevmesem bu tabiat harikasını nasıl görebilirdim? Göl çevresinde bir kafe olsaydı saatlerce tabiatın görüntüsünü izlerdik. Burada çektiğim fotoğrafları çalışma odamın bir köşesine koymayı düşünüyorum. İnsanı çarpan bu tabiat güzelliğini görmekten çok memnunum.
Trebinje’de Boracko Gölü
Trebinje’ye gelince yol kenarında bir kafeye oturduk. Gölün beynimdeki yansımalarını hala hissediyorum. Sırf bu göl kenarında imkan olsaydı bir hafta kamping yapardım. Ülkeme döndüğümde bu gölü iyice araştıracağım. Gölü insanlara sevdirmek istiyorum. Gölün tabelası Kril alfabesi ile yazıldığından, Kril alfabeli İnternet Cafe bulmam gerekiyor.
Trebinje’den 20 km sonra Bosna-Hersek Cumhuriyeti hudut çıkışına vardık. Gümrükçülerin bildiği birkaç kelime Türkçe ile konuştular. Ne kadar güler yüzlüler bir bilseniz. Bizi “İyi tatiller” dileyip uğurladılar.
Kosova’da bazı kentlerin girişinde kedi, kentler arası yollarda da inek ve geyik levhaları bulunmaktadır. Sürücülerin hayvanlara dikkat etmesini istiyorlar. Bu inek resimlerini sık sık gördüğümüzden, her hudut kapısından önce veya yolda, kızımız; “Baba, dikkat inek çıkabilir“ diye espri yapıyor.
Bosna–Hersek hudut çıkışından 500 metre sonra Hırvatistan hudut kapısına erişebildik. Hudut kapısından aşağıda masmavi denizi görebiliyorduk.
İki günlük macera böylece son buldu, 4 Temmuz 2003.
<<< Yeniliklerden haberdar olmak için
|
© 2003
www.1de1.com